|
KALDIRIN KARABULUTLARINIZI ÜZERİMİZDEN…
//
28.07.2010
|
|
|
|
ALTI KÖMÜR KARASI, ÜSTÜ ZİFİR TABAKASI, BAHTI KARA MEMLEKETİM.
Güzel ülkemin birbirinden değerli birçok şehrini hatta bir kaçı dışında tamamını gezdim diyebilirim. Ama sanki insanı doğduğu, buram buram özlem kokan, çocukluk ve gençlik anılarının izlerini taşıyan topraklar çekiyor olsa gerek ki her sene olduğu gibi bu yılda tatilimin uzun bir kısmını köyüm olan Zonguldak’a (!) ayırdım.
Sitemizi takip eden siz değerli hemşerilerimiz biliyor ama sitemizi takip ettiğini bildiğim, yabancı ziyaretçilerimizin de kıyaslama yapabilmeleri açısından köyümüzü çok kısa tanıtmak istiyorum. Çünkü doğanın nasıl tahrip edildiğini anlatabilmem sanırım başka türlü mümkün olmayacak.
Bölgemiz, zengin bitki örtüsüne sahip çam,gürgen,meşe ağaçlarının yanı sıra eşine ender rastlanan 155 ağaç türlerini içinde barındıran, arıcılığın orta ölçekte yapıldığı ormanıyla, temiz denizi ve sahiliyle bir çok tatil köyünü aratmayacak özellikte bir bölge.
Bölgenin en önemli özelliklerinden biri de kömür madenlerine ait zengin kömür damarlarının bu bölgede bulunuyor olması. İki binli yılların başlarına dek onlarca resmi ve yüzlerce gayri resmi (kaçak) maden ocakları bu bölgede faaliyet gösterdi ama hiç biri şu anda faal olan bir tek özel sektör kadar çevreyi ve doğayı tahrip etmedi, edemedi.
Çocukluk dönemimizde yüzdüğümüz namı diğer değirmendere kurumuş. Günümüzde şaşal şişelerde satılan sulara eş değer diyebileceğimiz dere başındaki su kaynağı yok olmak üzere, su çamur şeklinde akıyor.
Bu konuyla alakalı birkaç gün daha araştırmalarımız olacak. Çalışmalarımız sona erdiğinde sizlerle bu konuyu da paylaşacağız.
Ereğli’den bu tarafa toplanan çöpler Sinekçi diye adlandırılan bölgeye dökülmekte. Söz konusu çöplük ve çöpten sızan pis suların içme suyuna karışmasıyla alakalı konuyu daha önce sitemizde siz değerli hemşerilerimizle paylaşmıştık.
Ancak bu yazıyı kaleme almamıza neden olan bir başka katliamla baş başayız.
Bu öyle böyle bir çevre katliamı değil.
Buna son teknoloji ürünleri kullanılarak çevre ve insan sağlığı katliamı demek daha doğru olur sanırım.
Tarih 22 Temmuz 2010, Saat:11:30 Çatalağzı belediyesinden Kokurdan (Körpeoğlu),Kırımsa, ve Ayiçi semalarında zifiri bir karanlık bulut semayı kaplamış ve hızlı bir şekilde ilerlemekte.
Hayrola diyor ve fotoğraf makinemizi elimize alıp siyah dumanı takibe başlıyoruz. Kırımsa tepesine kadar takip ettiğimiz siyah duman bulutu tepenin yüksekliğiyle birlikte kokusunu da hissettirmeye başlıyor.
Yanmış lastik veya ham petrol kokusunu andıran, is ve kurum içeren bu iğrenç kokunun Çatalağzı belediyesine bağlı Cumayanı bölgesinden geldiğini anlıyor ve aşağıya doğru yola koyuluyoruz.
Yaklaşık 10 dk. sonra kendimizi dumanın merkezi olan Eren Holding bünyesindeki Eren Enerji Termik Santral sahasında buluyoruz.
Evet ; Ayiçi nereee Çatalağzı (Işıkveren) nere diye düşünebilirsiniz. Üzücü ama gerçek. Son teknoloji ile inşa edilmiş ve yetkililer tarafından inşaata başladığı günden bu güne dek hiçbir şekilde çevreye zararı olmayacağından dem vurulan termik santral canavarı 22 Temmuz itibari ile ilk kazanını ateşlemiş ve zehir saçmaya başlamış bulunmakta.
Fabrikada ateşleme yapan ve çıkan zehiri göre göre üretime devam edebilen zihniyetin (yetkililerin) feryadımıza ve sorularımıza cevap veremeyeceğini düşünerek İstanbul’daki Holding merkezini arıyor ve yalanda olsa bizi ferahlatacak bir açıklama yapabilecek birine ulaşmaya çalışıyoruz.
Telefonumuza çıkan santral operatörüne konuyu özetliyor ve yetkili biriyle görüşmek istediğimizi söylüyoruz. Telefonun ucundaki santral görevlisi bayan, yukarıda yazdığımız olayın özetini sabırla dinlediği halde yaptığımız özetten bir anlam çıkaramıyor. Bu sefer kısa ve öz olarak şu şekilde bir cümle kurmak zorunda kalıyoruz, “Zonguldak’taki enerji üretimi ile oluşturduğunuz çevre katliamı hakkında yetkili biriyle görüşmek bilgi almak istiyoruz. Bizi yetkili birine bağlayabilir misiniz lütfen” bayanın neşesi yerinde ve kurduğumuz cümle hoşuna gitmiş olacak ki bir süre kıkır kıkır güldüğünü net bir şekilde duydum. Komik olan ne diye sordum ama gelen cevap bekler misiniz? şeklinde oldu. Yaklaşık 20-25 sn. kadar hatta bizi beklettikten sonra konuyla ilgili çevre mühendisi bayanın izinli olduğunu ve 3-4 gün sonra pazartesi günü geleceğini söyledi. Görüşebileceğimiz bir başkasının olup olmadığını sorduk ancak ne hikmetse koca Holdingde ne bir başka çevre mühendisi, ne de konuyla ilgili muhatap bir yetkili bulamadık.
Şansımızı denemek için zehir saçan işletmenin müdürlüğünü arıyorum. Telefona çıkan santral görevlisi bayan çok duyarlı, konuyu hemen anlıyor, ama ne hikmetse görüştürecek bir yetkiliyi o da bulamıyor. Sürekli hattı bir yerlere bağlıyor, geri alıyor sonra yine bir başka yere aktarıyor. Son olarak telefona muhasebeden bir bayan çıkıyor. Görüşmemiz yaklaşık 3 dk sürdü. Muhasebeden sorumlu bayan en az fabrika müdürü kadar bilgiye sahip. Söz konusu dumanın üretimin ilk safhasında deneme amaçlı olduğunu ve bunun birkaç kez daha tekrar edeceğini ama daha sonra dumanın çıkmayacağını söylüyor. Ve sözlerine kendisinin aslen buralı olmadığını, İstanbul’dan geldiğini, çevreye zarar veren bir kuruluşta kendisinde asla çalışmak istemeyeceğinden dem vuruyor.
Bence işini bu denli benimsemiş ve görevi dışındaki bir konudan bu denli haberdar, ilgili ve bilgi sahibi bir bayanın muhasebeden alınarak üretim müdürünün asistanlığına getirilmesi gerekiyor.
Bugün 24 Temmuz 2010 Cumartesi.
3. Günün sabahı. Saat, 04:55 ve baca yine zehir saçmaya devam ediyor. Çıkan dumanın miktarı ilk güne nazaran 1/3 oranında. Ama bu kadarı dahi çevre ve insan sağlığını tehdit etmesi konusunda yeterli ve fazla diyebilirim.
Hatta ben dumanın oranı ve zararı konusunda yorumu sizlere bırakıyorum.
Fotoğraflar ve konuya ilişkin video aşağıda.
Aslında tatilimi bu günlerde sonlandırmayı düşünüyordum. Ancak bu konunun takipçisi olma adına bir süre daha burada kalacağım.
Bu katliam bir an evvel durdurulmalı.
Zonguldak Valiliğini, İl sağlık ve çevre müdürlüğünü, STK ve Bölge idari amirlerine duyurulur.
Zehirleniyoruz!..
Bu durum bölgede yaşayan insanlara bir hakarettir. İş sahası, istihdam oluşturuluyor diye bölge insanının sağlığını bu denli tehlikeye atmak kimsenin haddi ve hakkı değil.
Sesimizi duyurmak ve sağlığımızın elimizden alınmaması için, Ereğli İlçesi'ne bağlı Bayat Köyü Kireçlik Köyündeki köylü kardeşlerimiz gibi protesto için halkı mı toplayalım? Maskeli, taputlu elimizde hayır pankartları ile kendimizi ağaçlara mı zincirleyelim?
Kaldı ki santralin soğutma suyunu denizden alması, sonrasında da denize boşalttığı sıcak ve ilaçlı su ile denizimizdeki balık ve diğer canlıların yanı sıra tabiat katliamı gibi diğer konuların adını telaffuz etmekten dahi ürküyoruz.
Aslında bu konu hakkında yazılacak çok şey var ama birçok konunun buraya taşınmadan çözüme ulaşmasını ümid ediyoruz. Yetkililere bir kez daha sesleniyoruz.
Doğancılar,Yaka,Cumayanı, Çatalağzı Merkez,Kuzyaka,Kokurdan (Körpeoğlu),Kırımsa, Ay içi,Radar tepesi,Kilimli halkı olarak üç gündür duman altındayız zehirleniyoruz...
Konuya ilişkin tüm resim görüntülerini görmek için tıklayınız
Video 1 için tıkla
Video 2 için tıkla
Video 3 için tıkla
|
|
|
Yorumlar
|
SAMİ DİNÇ
-
05.08.2010 12:49:48
TEK KELİMEYLE YAZIKLAROLSUN BU İNŞANLARIN YAŞAM HAKKINA TECAVÜZDEN BAŞKA NEDİR. ÇATALAĞZI BELEDİYESİ UYUYORMU
|
Ali Çamoluk
-
29.07.2010 19:58:15
Evet o dumanı biliyorum. bacayı göremediğimden dumanı önce bulut sandım yağmur yağacak gibi hertaraf bir anda karardı. haberi yapanın ağzına sağlık gerçekten zehirleniyoruz. yetkililerin inceleme yapmalı. belediye başkanı nerede.
|
Kazım Kayacın
-
28.07.2010 12:08:49
Yazık çok yazık yaa. memleketimiz ne hale gelmiş. orada yaşayanlara haksızlık bu yönetim bu konuyla ilgilenmiyormu 3 gündür bu dumanın hesabı sorulmuymu?
|